Sürekli haşır neşir olduğumuz bu sevimli, iştah açıcı
parçaların hangi aşamalardan geçip elimize geldiğini
anlatsam ilgilenirsiniz diye düşündüm. O oyuncaklar
hangi acıları çekerek şekilleniyor, doğuşlarından itibaren
elimize düşüp yeni bir işkenceye başlayana kadar neler
yaşıyorlar diye merak ediyorsunuzdur sanırım. Binlerce farklı
parçanın, onlarca renkte çeşitleri nasıl oluyor da hep
(tamam çoğunlukla!) doğru kombinasyonlarla elimize
ulaştığını öğrenmek istiyorsanız buyurun lütfen. Bu nefes
kesici maceraya hep birlikte ortak olalım:
İlk olarak beklendiği gibi parçaları oluşturacak bir
hamura ihtiyacımız olacak. Ama bu hemen aklınıza geldiği gibi su ve bir
tozu karıştırmak suretiyle elde edilmiyor. Koca çuvallar
içinde ABS plastik taneleri alınıyor, ortası delik minicik
silindir taneler. Tanklara boşaltılan beyaz renkli bu taneler
yüksek emme gücü olan borular vasıtasıyla üretim
tesisi içinde dolaştırılıyorlar. Yüzlerce baskı makinesi
olduğunu hesaba katarsanız ne kadar karmaşık bir ulaşım sistemine
ihtiyaç duyulduğunu tahmin edebilirsiniz. Sanıyorum ki nice
şehrin metro sistemine, en büyük havaalanlarının bavul taşıma
sistemlerine taş çıkartıyorlardır. Tabi bu tanelerin borular
içinde ilerlerken çıkaracağı
gürültüyü de unutmayalım. İşte tüm bu
curcunaya rağmen taneler baskı makinelerine ulaşıyorlar ve orada 60
civarı farklı renkte boya ile karıştırılıyorlar. Her makine farklı bir
parçayı, farklı bir renkte üretiyor. Gerek duyulan renk
için uygun kartuşlar ile boya ekleniyor ve istenen baskı kalıbı
takılıyor. Bu baskı kalıplarının her biri yaklaşık beş milyon
parça üretebiliyor. Bir günde 5 buçuk milyon
kadar parça üretildiğini hesaba katarsanız
ömrülerinin çok da uzun olmadığını
görebilirsiniz. Ayrıca TLG her özel parça için
hazırladığı kalıpların bir tanesini özenle saklıyor. Eğer bir
gün tekrar kullanılması gerekirse buradaki örnek alınıp bir
kopya kalıp daha hazırlanabiliyor - ancak TLG'nin bu işe maliyet
nedeniyle pek sıcak bakmadığını ekleyeyim...
İşte baskı makinesine ulaşıp renk verilen taneler 255 derecede
eritilip bizim oynayacağımız şekle sokuluyor. Bu üretim
sürecinde tabi ki artık plastik parçalar da oluşuyor,
bunlar ayrı bir kapta toplanıp tekrar aynı makinede eritilerek geri
dönüşüm sağlanıyor. Nihai parçalar da hemen baskı
makinesinin önündeki sandıklarda toplanıyorlar. Bu sandıklar
doldukları zaman sensörler gezgin robotlara uyarı gönderiyor
ve o ünite için üretimi durduruyorlar. Robotlar gelip
bu dolu sandığı alıyor ve yerine boş olanını bırakıyorlar. Ancak robot
diyince aklınıza bilimkurgu filmlerinden fırlamış şeyler gelmesin,
yerdeki çizgileri izleyerek hareket eden market arabasının
hallicesinden ibaretler. Topladıkları bu sandıkları da merkezi
parça kütüphanesine götürüyorlar. Eğer
parçaların üzerinde dekoratif baskılar varsa bu sandıklar
önce ilgili makineye götürülüp parçalar
tek tek diziliyorlar, ardından üzerlerine baskı yapılıyor.
Robotlar bunları da tekrar topluyor, kütüphanede
parçanın saklanacağı koridora bırakmak suretiyle de işlerinin
başına dönüyor. Bırakılan her sandık içerdiği
parçayı belirten işaretlere sahip, bu yüzden
kütüphaneye kaldırırken nereye nelerin konulduğu kolayca
belirlenebiliyor. Kütüphane ise 20 metre yükseklikte
yüzlerce sandıktan oluşan onlarca koridora sahip. Bu koridorlarda
daha öncekinden farklı bir çeşit robot çalışıyor.
Yukarı doğru da hareket edebilen bu yeni makinemiz hem gelen yeni
sandıkları yerleştiriyor, hem de setleri oluşturmak için
çağrırılan sandıkları dağtıyor.
Her set için içerik belirlenince bu sandıklar
parça dağıtımının yapılacağı bir sonraki makineye
gönderiliyorlar. Yürüyen bir tezgah çevresine
konulan onlarca dağıtım makinesi gereken adette parçayı tezgah
üzerinde hareket eden kutulara bırakıyorlar. Her kutunun ağırlığı
parça ekleme işlemi bitince çok hassas terazilerle
tartılıyor. Eğer kutu için hesaplanan ağırlıktan farklı bir
değer görülürse o kutu alınıyor ve parçalar bir
insan (ilk kez bize ihityaç duyuluyor!) tarafından teker teker
ayrılıp yeniden dağıtım sürecine ekleniyorlar. Bu kontrolden
başarıyla geçen kutular poşetleniyor ve ait oldukları setlerin
kutularına konuyorlar. Set kutularına yapım klavuzu ve yapıştırmalar
ekleniyor, ardından kapatılıyorlar. Bu kutular da büyük
karton ambalajlara konulup dünyanın dört bir tarafına
gönderiliyorlar.
İşte o çok sevdiğimiz Lego setlerinin doğum hikayesi aşağı
yukarı bundan ibaret. Baştan sona insan eli değmeden geçen,
büyüleyici ve biraz da korkutucu bir hikaye. Umarım hoşunuza
gitmiştir!